Makine Sektöründe 145 Ar-Ge, 26 Adet Tasarım Merkezi Bulunuyor

Makine Sektöründe 145 Ar-Ge, 26 Adet Tasarım Merkezi Bulunuyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı kayıtlarına göre Türkiye genelinde tüm makine sektöründe 145...

Otomotivden Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru

Otomotivden Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru

Türk otomotiv endüstrisi 2018 yılında ihracatta üst üste 13.kez şampiyonluğa ulaştı....

2018 TÜRKİYE İSRAF ARAŞTIRMASI AÇIKLANDI

2018 TÜRKİYE İSRAF ARAŞTIRMASI AÇIKLANDI

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda 2018 yılı Türkiye İsraf Araştırması...

TKİ SAHALARINI ÖZEL SEKTÖRE AÇMADA “SANTRAL ŞARTI”

TKİ SAHALARINI ÖZEL SEKTÖRE AÇMADA “SANTRAL ŞARTI”

TKİ ve bağlı işletmelerin hesapları TBMM KİT Komisyonunda görüşüldü.  Genel Müdür...

HİSARCIKLIOĞLU: REFORM ATEŞİNİ GÜÇLENDİRELİM

HİSARCIKLIOĞLU: REFORM ATEŞİNİ GÜÇLENDİRELİM

Türkiye'deki tüm Ticaret ve Sanayi Odaları ile Ticaret Borsası temsilcilerinin...

  • Makine Sektöründe 145 Ar-Ge, 26 Adet Tasarım Merkezi Bulunuyor

    Makine Sektöründe 145 Ar-Ge, 26 Adet Tasarım Merkezi Bulunuyor

    Perşembe, 07 Şubat 2019 11:06
  • Otomotivden Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru

    Otomotivden Cumhuriyet tarihinin ihracat rekoru

    Perşembe, 07 Şubat 2019 11:04
  • 2018 TÜRKİYE İSRAF ARAŞTIRMASI AÇIKLANDI

    2018 TÜRKİYE İSRAF ARAŞTIRMASI AÇIKLANDI

    Perşembe, 07 Şubat 2019 11:02
  • TKİ SAHALARINI ÖZEL SEKTÖRE AÇMADA “SANTRAL ŞARTI”

    TKİ SAHALARINI ÖZEL SEKTÖRE AÇMADA “SANTRAL ŞARTI”

    Perşembe, 07 Şubat 2019 10:55
  • HİSARCIKLIOĞLU: REFORM ATEŞİNİ GÜÇLENDİRELİM

    HİSARCIKLIOĞLU: REFORM ATEŞİNİ GÜÇLENDİRELİM

    Salı, 05 Şubat 2019 10:00

“Hayatta başarılı olmanın sırları arasında belki de en önemlisinin, başkalarının tecrübelerinden yararlanmak, verilen öğütleri can kulağı ile dinlemek, ilgili yayınları dikkatle okumak ve kazanılan bilgileri değerlendirmek olduğuna inanıyorum.”

Tecrübe ve görüşlerini; ailesiyle, yakın çevresiyle, iş dünyasıyla ve gerektiğinde de kamuoyu ile paylaşmaya büyük önem veren Vehbi Koç’un kaleme aldığı “Hayat Hikâyem” ve “Hatıralarım, Görüşlerim ve Öğütlerim” kitapları “Vehbi Koç Anlatıyor – Bir Derleme” kitabında bir araya getirildi.

Vehbi Koç, yaşamı boyunca sahip çıktığı ilke ve değerlere göre yaşamış, attığı her adımda kendisini üzerinde yaşadığı topraklara karşı sorumlu hissetmiş bir liderdi. Kendi sözleriyle de altını önemle çizdiği gibi Vehbi Koç, gençliğin yetişmesine ve ülkenin kalkınmasına hizmeti bir insanlık ve vatan borcu olarak görürdü. Savaş ve yokluğun hüküm sürdüğü yıllarda kafasına koydu bu vatan borcunu ödemeyi… Cumhuriyetin kurulmasına, önemli bir tarihe tanıklık etti. Sadece tanıklık etmekle kalmadı. Zorlukla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik gelişimine kurduğu teşebbüsler ve yarattığı istihdamla katkı sağladı. Vehbi Koç’un yaşamı herkesin dinlemekten büyük bir zevk aldığı, ufuk açan ve ilham veren bir başarı hikâyesi oldu.

Vehbi Koç’un ilk kitabı olan ‘Hayat Hikâyem’in (1973) önsözünde yer alan şu sözleri kitaplarının yazılış amacını çok iyi anlatıyordu: “Ben, Cumhuriyet devrinde yetişen bir işadamıyım. Elli yılı aşan iş hayatımı kaleme almayı ve bizden sonra geleceklere hatıra olarak bırakmayı çoktandır tasarlamakta idim. Günlük işler ve birbirini kovalayan olaylar yüzünden yerine getiremediğim bu isteğimi Cumhuriyet’in 50. yılı olan bugünlerde gerçekleştirebildiğim için çok memnunum. Okuyucularım, bu kitapta, esnaflıktan başlayarak bugünkü durumuma gelinceye kadar geçen hayat hikâyemi bulacaklardır. Hayatta başarılı olmanın sırları arasında belki de en önemlisinin, başkalarının tecrübelerinden yararlanmak, verilen öğütleri can kulağı ile dinlemek, ilgili yayınları dikkatle okumak ve kazanılan bilgileri değerlendirmek olduğuna inanıyorum.”

Sıradışı bir zekâ, disiplin, özveri ve bitmek bilmeyen bir inançla ilmek ilmek dokuduğu başarılarını, başta kendi ailesi, Koç Topluluğu ve genç nesillere aktarmayı da bir sorumluluk bilinciyle ele alan Vehbi Koç’un bu kitapları bugün dahi sayfalarını karıştırdıkça akla gelecek pek çok konuda yol gösteren, geçmişe ve geleceğe ışık tutan değerli görüşlerin aktarıldığı bir miras oldu. Yapı Kredi Yayınları da bu iki kitabı, kronolojik bir sıralamayla ve dönemin arka planlarını ekleyerek yeniden derledi ve ‘Vehbi Koç Anlatıyor’ adıyla okuyucu ile yeniden buluşturdu.

SEMAHAT ARSEL: “GENÇLERİN BU ESERİ DİKKATLİCE OKUMALARINI TAVSİYE EDİYORUM”

Hem Vehbi Koç’un kişisel tarihini hem Koç Topluluğu tarihini hem de Türkiye’nin Cumhuriyet tarihine ışık tutan kitabın önsözünü Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Semahat Arsel kaleme aldı. Vehbi Koç’un tecrübe ve görüşlerini ailesiyle, yakın çevresiyle, iş dünyasıyla ve gerektiğinde de kamuoyuyla paylaşmaya çok önem verdiğini anlatan Semahat Arsel şunları söylüyor: “Bizler Vehbi Koç’u her gün anıyor, hayatımızın her alanında onun bıraktığı izleri görüyoruz. Genç kuşaklar ise ne Vehbi Bey’i ne de onun yaşadığı dönemin Türkiye’sini yakından tanıyorlar. Elinizde tuttuğunuz kitap, genç nesillere kurucumuzu kendi ağzından ve yaşadığı döneme ait olay ve bilgilerin ışığında anlatmayı amaçlıyor. Gençlerin bu eseri dikkatlice okumalarını tavsiye ediyorum. ‘Aile Şirketleri’nin devamlılığından Avrupa Birliği konusuna, ilk yerli otomobil Anadol’un müthiş hikâyesinden, eşi Sadberk Hanım’ın vasiyetiyle kurulan ilk özel müzeye, siyaset ve iş dünyası ilişkisinin hassaslığından sağlığın insan hayatındaki önemine bir dizi hayati konuda sıradışı bir zekâdan ve sıradışı bir yaşamdan süzülen dersler bu sayfalarda okuyucuyu bekliyor. Vehbi Koç’un tecrübeleri ve uzak görüşlülüğünün ülkemiz ve dünyamız için iyiliklere vesile olması dileğiyle…”

Okurlar Vehbi Koç’un değerli ve benzersiz tecrübelerini önemli bir tarihsel bağlam içinde sunan bu derlemede, yine onun sözleriyle “kendilerine ilham verecek ve yollarına ışık tutacak” pek çok anekdot bulabilecekler. İşte bu anekdotlardan bazıları...

HAYAL KURMAK VE O HAYALİ İLMEK İLMEK DOKUMAK

‘Vehbi Koç Anlatıyor’ bugün 92’inci yılına ulaşan, başarılarıyla göz dolduran bir Topluluğun nasıl bir cesaretle temellerinin atıldığının anlatımıyla başlıyor aslına bakılırsa. İçinde küçük de olsa bir pişmanlığı taşıyarak… Vehbi Koç, dönemin zorlu koşullarında ayakta kalabilmeyi başaran bir ailenin ferdiydi. O yıllarda kafasına koymuştu, çok çalışmayı, başarmayı ve kazanmayı… Ancak bunun için bir bedel ödemeliydi, o yıllarda buna kendisini çok hazır hissediyordu. Düşündü ve okulu bırakıp çalışmaya başlamaya karar verdi. Vehbi Koç işte bu dönemi ‘Vehbi Koç Anlatıyor’ kitabında şu sözlerle dile getirdi: “Babamın bana sünnet hediyesi olarak aldığı eşeğime heybeyi koyar, üstüne biner bazen babamla bazen yalnız şehre giderdim. Yol kenarında büyük bir dut ağacı vardı. Mahalle çocuklarıyla hep orada oynardık. Hıristiyanların hayvanlarının çok bakımlı olması, arabalarıyla yazlıklarına gitmeleri beni imrendirirdi. Bunlar gibi olmak isterdim. Bunun çaresini de çabucak iş hayatına atılıp iş yapmakta gördüm. Bu kararımı evdekilere söyledim, katiyen olmaz dediler. Ama sonunda benimle başa çıkamayacaklarını anladılar. Hiç unutmam, büyükbabam aşağıdaki dilekçeyi yazdı ve imzalattırdı: ‘Dıyki maişet (geçim darlığı) dolayısıyla mektebimi terk etmek mecburiyetinde kaldım, lazım gelen tasdiknamenin verilmesini rica ederim.’ ”

     Vehbi Koç eğitimini noktalayıp hayat okuluna başladı, çok da başarılı oldu ama yıllar sonra eğitimini yarıda bırakmasının kendisinde yarattığı rahatsızlığı kitabında şu sözlerle dile getirdi: “İyi bir okul eğitimi göremeyişimin ve dil bilemeyişimin eksikliğini daima duymuşumdur. Hayat mektebinde çok şey öğrenmiş olmama rağmen, bu eksikleri, sanki çok gençmişim ve başarılı olmama mani görüyormuşum gibi içimden atamamışımdır. Bu duyguyla mümkün olduğu kadar çok sayıda gencin iyi bir eğitim görerek ve en az bir yabancı dili konuşarak hayata atılmalarını önemli bir gaye olarak kabul ederim.”

MEMLEKET SEVGİSİYLE YOĞRULAN BİR EMEK

Vehbi Koç’un kaleme aldığı kitapta okurken sürekli rastlayabildiğiniz ya da hissedebildiğiniz öne çıkan unsulardan biri de ‘memleket sevgisi’ idi… Henüz çok genç yaşlarda tanık olduğu kurtuluş mücadelesi, kıtlık, yoksulluk, dayanışma ruhu Vehbi Koç’un yaşam mücadelesinde ve aldığı kararlarda oldukça belirleyici olmuştu. İş hayatına atılmasından kısa bir süre sonra çıkan savaşlar Vehbi Koç’un iş yaşamına da farklı bir yön verdi. Kendine büyük hedefler ortaya koydu, Cumhuriyet’le birlikte, ülkenin ihtiyaçlarına cevap vermek için harekete geçti. Hatta savaş yıllarında Ankara’dan Çankırı’ya taşındıkları üç ay içerisinde bile ihtiyaçları tespit ederek Ankara’ya göndermeyi görev bildi. İşgal altındaki topraklarda risk alarak günlerce süren yolculuklarla İstanbul’a gitti, geldi… Hem ordunun hem de halkın ihtiyacını karşılamak için çalıştı. Bu ülkenin küllerinden yeniden doğacağına olan inancıyla çalışan Vehbi Koç kitabında dönemin öğrettiklerini şöyle anlattı: “O günlerin büyük çabası; tüm ulusun el ele aynı amaç uğruna varını yoğunu, canını ortaya koyarak çarpışması ve çalışması, hepimize çok şey öğretti.”

ÜLKEM VARSA BEN DE VARIM!

Vehbi Koç’un kitabında okuyucunun ilgisini çekeceği konulardan biri de savaş yıllarından başlayarak, zor zamanlarda “Ülkem varsa ben de varım” diyerek bu ülke için çalışmaktan vazgeçmemesi, bu uğurda ortaya koyduklarıydı.  İsraftan her zaman kaçınmasına rağmen ihtiyacı olanın yardımına koşmayı bir vatandaşlık borcu bilen Vehbi Koç, hayır işlerine para harcamaktan zevk duydu. Zaman içerisinde Ankara Yenişehir’de cami ya da bir öğrenci yurdu yaptırmak seçenekler arasında yer aldı. Kitabında dostlarıyla yaptığı görüşmenin detayını şu cümlelerle aktarmıştı: “İnsan ölünce defteri kapanır. Ancak üç şey öldükten sonra da defterine sevap yazdırmaya devam eder: Süreklilik sağlayan bir bağış, yani vakıf, yararlanılacak bir ilim ve ana babasına hayır duası getirecek iyi evlat...” Bu hadise göre öğrenci yurdu bu üç şartın hepsini, hem vakıf, hem ilim, hem de iyi evlat yetiştirilmesini kapsıyordu. Vehbi Koç’un ilk işi de Ankara Üniversitesi Vehbi Koç Öğrenci Yurdu’nu inşa ettirmek oldu.

     Vehbi Koç hayırseverliği konusundaki görüşleri ilerleyen yıllarda ise şu sözlerle ifade etmişti: “İşe başlayıp biraz para kazandıktan sonra mahallemde, çarşımda, halk arasında muhtaç olanlara yardım etmekten büyük bir zevk almaya başladım. İsraftan her zaman kaçındım. Boş yere yanan elektrik, akan su, gereksiz kullanılan bir araba için daima mücadele ettim, fakat hayır işlerine giden parayı harcamaktan zevk duydum ve şuna inandım ki toplum içinde bulunanlara yardım yapanlara Allah daima yardım eder, birkaç mislini verir. Gerçekten de hayatımda ben bu zevkleri tattım, Allah da bana istediğimden fazlasını verdi.”

SERMAYE PİYASASINA İLK ADIM

Koç’u iş hayatında bu denli başarılı kılan şeylerin başında sahip olduğu insan kaynağı bulunuyordu. Vehbi Koç, kendisini işin sahibi gibi hisseden çalışanların daha büyük bir özveriyle çalışacağının da bilincindeydi. Bu yüzden de kazancını çalışanlarıyla paylaşmayı bildi. Hatta bir ilke imza atarak halkın küçük tasarruflarla yatırıma katılmasının yani sermaye piyasası oluşmasının da önünü açtı. Vehbi Koç bu dönemi kitapta şu şekilde anlatıyordu: “Koç Grubu dediğimiz, kurduğumuz ve yönettiğimiz şirketlerimizin memur ve işçilerine benim imzamla bir mektup gönderdik, kuracağımız şirket hakkında bilgi verdik ve isteyenlerin tanesi 1.000 lira olan hisse senetlerini, iki taksitte ödemek suretiyle satın alınabileceklerini bildirdik. İki haftada memur ve işçilerimizden gelen talep tahminimizin iki misli oldu. Hiçbirini geri çevirmedik. Kurucular olarak kendi hisselerimizi azalttık, bu ortaklık taleplerini karşıladık.”

     Vehbi Koç bu kararı alırken konuyla ilgili görüşlerini ise şu şekilde aktarmıştı: “Memlekette endüstrinin gelişmesi için halkın tasarruflarının yatırıma kayabilmesi, halkın elindeki küçük tasarruflarına iyi bir yatırım bulabilmesi için de sermaye piyasasının şart olduğuna inanıyorum.”

TOPLULUĞU GELECEK KUŞAKLARA EMANET ETMEK

Vehbi Koç, büyük emeklerle kurduğu ve bugün 92’nci yaşını kutlayan Topluluğun kurumsallaşmasına yönelik önemli bir adımı henüz hayattayken atmak istiyordu çünkü büyük emeklerle kurduğu şirketlerin gelecek kuşaklara aktarılırken yok olmasından endişe duyuyordu. Bu endişelerle Koç Holding’i kuran Vehbi Koç kitabında bu konuyu şu şekilde aktarmıştı: “Çocuklarıma güvenim vardı. Ama aradaki bağların gevşemesi normal olan daha sonraki kuşaklar için şimdiden aynı ümit ve güveni beslemek imkânsızdı. (…) İşte bu düşüncelerle Koç Holding’i kurduk.”

     Kitabında Koç Holding’in kurulup gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması için evlatlarına ve torunlarına şu tavsiyelerde bulunmuştu: “Benim çocuklarıma tavsiye ve vasiyetim şudur: Büyük emeklerle kurulan bu müessesinin yaşatılması en büyük emelimdir. Bunun için sizlerin elbirliği, işbirliği ile hareket ederek, bu müessesenin yaşamasına yardımcı olmanızdır. Çeşmenin suyu herzaman aynı şekilde gür akmaz, azalabilir, hatta bir gün tamamen kesilebilir. Bütün harcamalarınızda dikkatli olmanız icap eder.”

“Genç kuşaklara şu düşüncemi bir tavsiye notu olarak iletmeliyim: Kendinize, ailenize, milletinize ve yaşadığınız çağa faydalı olacağına inandığınız bir iş yapmaya kalktığınız zaman, başarıya ulaşmak için önünüzde uzun bir yol bulunduğunu hiçbir an aklınızdan çıkarmayacaksınız. O yolda ilerlerken, yanlış değerlendirmelerle, ters anlayışlarla, moral kırıcı hareketlerle, hatta size ağır gelecek suçlamalarla karşılaşabilirsiniz. Yaptığınız işin doğruluğuna inanıyorsanız, bunlar sizi sarsmasın, cesaretle yürüyün.”

Yukarıdaki” Vehbi Koç Anlatıyor” başlığını taşıyan yaız Koç Holding’in “Bizden Haberler” yayınından iktibas edilmiştir.

Ozbekistan Raporu

Kullanıcı girişi

RESİM GALERİSİ

Arama


REKLAM ALANI
Burasını sizin
reklamlarınız
için ayırdık

 

Sayfa tasarımı ve düzenleme Crystal Studio