22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

"TEMİZ SUYA ERİŞİM TEMEL BİR İNSAN HAKKIDIR" HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut ARSLAN, en...

ASO MART AYI MECLİS TOPLANTISI

ASO MART AYI MECLİS TOPLANTISI

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, üretim ve iş yerlerinin ayakta...

OYAK’TAN STRATEJİK YATIRIM

OYAK’TAN STRATEJİK YATIRIM

OYAK Maden Metalürji Grubu, demir-çelik sektöründeki pazar payını sağlamlaştırmak ve...

 ATO VE OAİB ANKARA İHRACATININ GELECEĞİ İÇİN STRATEJİ OLUŞTURUYOR..

ATO VE OAİB ANKARA İHRACATININ GELECEĞİ İÇİN STRATEJİ OLUŞTURUYOR..

“2050’YE DOĞRU ANKARA İHRACAT STRATEJİSİNİ BELİRLEME ÇALIŞTAYI” BAŞLADI. ATO BAŞKANI...

SANAYİDE RUSYA İLE DEV İŞBİRLİĞİ

SANAYİDE RUSYA İLE DEV İŞBİRLİĞİ

Türk-Rus Ortak Sanayi Çalışma Grubu’nun Ankara’da yapılan 13’üncü Dönem Toplantısı son...

  • 22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

    22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

    Salı, 09 Nisan 2019 20:46
  • ASO MART AYI MECLİS TOPLANTISI

    ASO MART AYI MECLİS TOPLANTISI

    Salı, 09 Nisan 2019 20:44
  • OYAK’TAN STRATEJİK YATIRIM

    OYAK’TAN STRATEJİK YATIRIM

    Salı, 09 Nisan 2019 20:43
  •  ATO VE OAİB ANKARA İHRACATININ GELECEĞİ İÇİN STRATEJİ OLUŞTURUYOR..

    ATO VE OAİB ANKARA İHRACATININ GELECEĞİ İÇİN STRATEJİ OLUŞTURUYOR..

    Salı, 09 Nisan 2019 20:42
  • SANAYİDE RUSYA İLE DEV İŞBİRLİĞİ

    SANAYİDE RUSYA İLE DEV İŞBİRLİĞİ

    Salı, 09 Nisan 2019 20:39
Başta sanayileşme olmak üzere ülke ekonomisinde amiral gemisi konumundaki
rolü ile kalkınma ve ilerlemenin motoru olan, aynı zamanda toplumsal ve insani
gelişime büyük katkılar yapan sosyal projeleriyle adeta ülkenin kaderini tayin eden
Koç Topluluğu, şimdi de dünyanın gidişatına damga vuran “dijital dönüşüm”ü
gündemine almış bulunuyor.
Topluluğun 2018 yılı sonuçları ve 2019 hedef ve beklentilerinin değerlendirildiği
32’nci Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’nın en önemli gündem maddesini, son 3 yıldır
Topluluğun stratejik önceliklerinin başında yer alan “Dijital Dönüşüm Programı”
oldu. Toplantıda “dönüşüm” kavramının dünya, Türkiye ve Koç Topluluğu’ndaki
etkileri ele alındı.
 
Toplantıda, Topluluk şirketlerinin bu alanda hayata geçirdiği projelerden bazı
örnekler paylaşıldı. Bu projelerin şirketlerde yarattıkları değerin ötesinde, öncü
kimlikleri nedeniyle üzerinde çalışılan ve gelecekte başlanacak projeler için güven ve
umudu artırıyor.

ÖMER KOÇ: “ZITLIKLAR DEVRİNDE YAŞIYORUZ”

Koç Topluluğu’nun 32. Üst Düzey Yöneticiler Toplantısı’nın ilk konuşmasını yapan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, dünya konjonktürünü değerlendirerek çok özel bir dönemden geçildiğine dikkat çekti.

Bu dönemin öncekinden önemli ölçüde farklılaştığını belirterek, jeopolitik zorluklar ve teknolojinin getirdiği yıkıcı değişim nedeniyle, yepyeni ve son derece karmaşık küresel problemler ile karşı karşıya olduğumuzu vurguladı ve içinden geçtiğimiz dönemi “zıtlıklar devri” olarak tanımlayan Ömer M. Koç, sözlerine şöyle devam etti:

“İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan, 70 yıl boyunca tarihte eşi benzeri olmayan bir ekonomik kalkınma ve barış ortamının keyfini sürdük. Ancak bu düzen şimdi tehdit altında! Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere; serbestleşme, küreselleşme ve çokuluslu iş birliğine dayalı ekonomi politikasını yaratan gelişmiş ülkeler; bugün, refahı başka ülkelerle paylaşmak yerine, içe kapanmaya meylediyor. Amerika’nın, liderlikten çok, patronluk etmeye çalıştığı tek kutuplu düzen dağılırken farklı siyasî, ekonomik ve toplumsal modellere sahip; Çin, Rusya ya da Hindistan gibi aktörlerin söz sahibi olmaya başladığı yeni bir dünya düzeni kuruluyor.”

“Birleşmemiz için her türlü sebep mevcutken, kutuplaşıyoruz”

İnternet ve mobil teknolojilerin, insanlar arasındaki sınırları yıktığını söyleyen Ömer M. Koç, halbuki günümüz dünyasında ülkelerin ticaret, finans, bilgi, veri, iş gücü, göç ve iklim koşulları gibi birçok temel konuda birbirlerine fazlasıyla bağımlı olduğunu belirtti. İnsanların mutluluk seviyelerinin düşmesinin de büyük bir sorun olduğuna değinerek, “Birleşmemiz için her türlü sebep mevcutken, bunun yerine kutuplaşıyoruz. Aramızdaki sınırlar daha da belirginleşiyor. Anlaşılan o ki, önümüzdeki dönemde, uluslararası iş birliği ile içe kapanmanın; serbest ticaret ile korumacılığın çatışmasına, yani zıtlıkların savaşına şahit olacağız” dedi.

Gelecekte ekonomik katma değerin ana kaynağının mal ve hizmetlerin üretimi ve ticareti değil, bu süreçlerden elde edilen veriler olacağına dikkat çekerek, “Teknolojinin getirdiği dönüşümün adil ve eşitlikçi olabilmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde, standartların ve kuralların yeniden belirlenmesi için karşılıklı diyalog ve iş birliğine olan ihtiyaç artıyor. Böyle bir gelecekte içe kapanmanın ve korumacılığın kazanan strateji olmasını beklemek büyük bir hata olur” dedi.

“Dünya genelinde refahın artacağına bütün paydaşları ikna edebilmeliyiz”

Toplumların dünyaya karşı daha açık ve hoşgörülü olabilmeleri için; insanların kendi vatanlarında gelecek kaygısı duymadan, rahat ve güvende hissetmelerinin şart olduğunu söyleyen Ömer M. Koç, aynı şekilde ulusal egemenlikle, uluslararası iş birliğini etkin bir şekilde dengeleyen politikaların oluşturulmasının da kaçınılmaz olduğunu belirtti. Koç, ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House’un her yıl yayımladığı endeksteki bazı verilere değinerek dünya genelinde özgür ve adil seçimler, basın özgürlüğü, azınlık hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel demokratik hak ve özgürlüklerin son on senedir düşüş eğiliminde olduğunu vurguladı.

Ömer M. Koç, bu tablo karşısında şu çağrıyı yaptı:

“Başta, aklı selim ve sorumluluk sahibi politikacılar ve iş dünyasını temsilen bizler; ancak uluslararası iş birliği ve daha fazla entegrasyon sayesinde, dünya genelinde refahın artacağına bütün paydaşları ikna edebilmeliyiz.”

“Ekonomi ve finans sistemleri daha sağlıklı ama yeterince güvenli değil”

Konuşmasında küresel ekonomik görünümü de değerlendiren Ömer M. Koç, 2008 finansal krizinin üzerinden 10 yıl geçtiğini hatırlatarak sıkıntıların aşılmasında çok mesafe kat edilmiş olsa da krizin yaşandığı ülkelerin çoğunda milli gelirin 2008 öncesindeki seviyeleri yakalayamadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugün ekonomi ve finans sistemleri dünya genelinde daha sağlıklı ama yeterince güvenli değil. Üretkenlik artışı hâlâ çok zayıf... Büyüme toparlanıyor ama ne yazık ki, refah yeterince adil bir şekilde paylaşılmıyor. Gelir dağılımındaki eşitsizlikler huzursuzluk yaratmaya devam ediyor.”

Kriz öncesinde gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payı yüzde 44 iken, bu oranın 2018 yılında yüzde 60’a çıktığını söyleyen Ömer M. Koç, “Başta ABD olmak üzere bazı ülkeler, kendi kendilerine yeterli olabilecekleri düşüncesiyle; artan refahı başka ülkelerle paylaşmak yerine, içe kapanmayı sürdürülebilir bir seçenek olarak görmeye başlıyor” diyerek 2018’e damga vuran ticaret savaşlarını bu yönden yorumladı.

“Ticaret savaşlarının olumsuz etkisi henüz verilere tam yansımadı”

Ticaret savaşlarının olumsuz etkilerinin henüz ekonomik verilere tam olarak yansımadığına dikkat çeken Ömer M. Koç, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yayımladığı çalışmaya göre büyümenin Çin ve ABD’de gerileyeceğini hatırlattı ve ABD Merkez Bankası’nın faiz artışlarına devam etmesi yönündeki tahminlerin gerçekleşmesinin Türkiye gibi yurt dışı kaynak ihtiyacı olan ülkeler için ek mali külfet anlamına geleceğini belirtti.

Avrupa Birliği’ndeki mevcut duruma gönderme yaparak birlik üyeleri arasında ortak politikalar konusunda fikir ayrılıklarının devam ettiğinden ve Amerika’dan alışageldiği desteği göremeyen birliğin popülist liderlerinin ve Rusya’nın yarattığı güvenlik tehditinin gölgesinde kendisine bir yol çizmeye çalıştığından bahsetti.

Ardından Asya’daki durumu değerlendiren Ömer M. Koç, “Çin; ekonomik büyüklüğü, teknoloji alanında yaptığı atılımlar ve yeni İpek Yolu projesiyle dünya üzerindeki etki alanını hızla genişletiyor. Ancak bir yandan ticaret savaşlarının olumsuz etkileri; diğer yandan ihracat ve yatırıma dayalı büyüme modelinden yurt içi tüketime dayalı büyüme modeline geçişin sancıları nedeniyle Çin’de büyüme oranları yüzde 6,6’ya kadar geriledi. Ticaret savaşlarının da etkisiyle önümüzdeki sene yüzde 6,2’ye inmesi bekleniyor” dedi.

“Teknoloji ve insan gücünü etkin kullananlar dünyada söz sahibi olacak”

Jeopolitik rekabetin küresel gündemi giderek daha fazla belirlediğini vurgulayan Ömer M. Koç, “Hâlâ sonu görünmeyen Suriye savaşında ve son olarak Ukrayna krizinde de görüldüğü üzere, Rusya bölgesel ve küresel nüfuzunu artırmaya çalışıyor. İran ve Çin’le ilişkilerini güçlendiriyor” dedi.

Ekonomik ve siyasî gücün yanında, yeni jeopolitik rekabetin önemli bir unsurunun da teknolojik üstünlük olduğunu söyleyen Ömer M. Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalara göre dünyanın en büyük 20 teknoloji şirketinin çoğu Amerika, bir kısmı da Çin merkezli. Amerika’yı fevkalade rahatsız eden unsurların başında da Çin’in dünyadaki teknolojik üstünlüğü ele geçirme çabası geliyor. Zira önümüzdeki yıllarda ancak teknoloji ve insan gücünü etkin kullanan şirketler ve ülkeler dünyada söz sahibi olabilecek. Hâl böyleyken; ülkemizin yüksek katma değer yaratan bir üretim yapısına geçmesi; yeni dijital çağda bizi rekabetçi kılacak ortamı hazırlaması gerekiyor.”

“Yatırımcılar yapısal dönüşüm ve ekonomik istikrar programını merakla bekliyor”

Bu hedef doğrultusunda Türkiye ekonomisini değerlendiren Ömer M. Koç, Ağustos ayında finansal piyasalarda yaşanan çalkantı ve sonrasında ortaya çıkan nakit sıkışıklığının şirketler kesiminin bilançosunda önemli bir tahribat yarattığını hatırlattı. Şirketler, bankalar ve kamunun önümüzdeki 12 ayda yaklaşık 175 milyar dolarlık dış borç ödemesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyerek, gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırım iştahının zayıflığı, ülkemizin ve şirketlerin kredi notlarının düşürülmesi ve bazı uluslararası siyasî belirsizlikler nedeniyle ihtiyaç duyulan yabancı para cinsinden kaynaklara erişimin oldukça zor olacağını belirtti.

“Ülkemizin çok ihtiyaç duyduğu yatırımların yeniden başlayabilmesi için yatırım ortamının hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için iyileştirilmesi gerekiyor” diyen Ömer M. Koç, şöyle konuştu:

“Tüm yatırımcılar hükûmetin açıklayacağı yapısal dönüşüm ve ekonomik istikrar programını merakla bekliyor. Programda hedeflerin ve sorumluların belli olması, programın bir takvime bağlanması ve sonuçların şeffaf bir şekilde izlenmesine imkân verilmesi, güvenin artmasını sağlayacaktır.”

Önümüzdeki dönemde yurt içi talep ve büyümenin alışıldık ve arzu edilen seviyelerin altında kalacağını söyleyen Ömer M. Koç, iş dünyasını gelecek yıl zorlu koşulların beklediğinin aşikâr olduğu yorumunu yaptı ve toplantı salonundaki üst düzey yöneticilere şöyle seslendi:

“Bu zorlu dönemde de şirketlerinizle, iş ortaklarınızla ve paydaşlarınızla ilgili tüm konuları dikkat ve hassasiyetle yöneteceğinize olan inancım tam. Bildiğiniz gibi biz her zaman kısa vadeli dalgalanmalar yerine, uzun dönemli hedeflere odaklanmaya özen gösteriyoruz. Değişen koşulları takip edip, doğru yorumlayarak, kendimizi yenileyerek ve çıtayı daima yükselterek büyümeye devam ediyoruz. Bugünkü koşullar altında tedbiri elden bırakmadan; yarınlar için çalışmamız, yatırım yapmamız ve şirketlerimizi geleceğe hazırlamamız gerekiyor.”

“Elimizi taşın altına koymayı, örnek kurumlar yaratmayı sürdüreceğiz”

Koç Topluluğu’nun 90 yılı aşan tarihi boyunca Türkiye’de sanayi, teknoloji, inovasyon ve küreselleşme gibi pek çok alanda öncü rol üstlendiğini belirten Ömer M. Koç, “Attığımız her adımla iş dünyasına ve toplumun her kesimine örnek olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin toplumsal kalkınması için de elimizi taşın altına koymayı, örnek kurumlar yaratmayı sürdüreceğiz” dedi.

Vehbi Koç Vakfı’nın 17 Ocak 2019’da 50. yaşına ulaşacağını hatırlatarak vakfın başta eğitim, kültür ve sağlık alanlarında olmak üzere, milyonlarca kişinin hayatına dokunduğunu, anlam kattığını, fark yarattığını söyleyerek şöyle devam etti:

“Ve bu nedenle vakfımızın 50. yıl sloganını ‘Üstümüze Vazife’ olarak belirledik. ‘Vazife’miz Vehbi Koç Vakfı’yla da sınırlı değil. Şirketlerimizin kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri de bu vazifenin, sorumluluk duygusunun bir parçası ve kanıtı.”

Koç Topluluğu’nun son on yılda sanattan spora, mesleki eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine kadar pek çok projeyi hayata geçirdiğinin ve bünyesindeki şirketlerin projeleri ve bayilerin katkılarıyla Türkiye’de dönüşüme öncülük ettiğinin altını çizen Ömer M. Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu çalışmalarımızla itibarımızı sağlamlaştırmakla kalmadık; ne mutlu ki ülkemize büyük bir katma değer sağladık. Birçok kuruma ve markaya yönelik tüketici güveninin azaldığı bir dönemde Koç Holding’in itibarının her sene güçlenmesi; rakiplerle arayı açarak liderlik konumunu devam ettirmesi bizlere gurur veriyor. Eminim, güçlü itibarımızın, tüketicilerin ve yatırımcıların tercihlerine yansıyarak mali sonuçlarımıza ve yeni yetenekleri bünyemize çekmemize de olumlu etkisi oluyor.”

“Değerlerimiz bize yol göstermeye devam edecek”

Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yeni dönemde de daha adil, eşit ve kapsayıcı bir gelecek için değişimi tetikleyeceklerine gönülden inandığını söyleyen Ömer M. Koç, 90 yılı aşkın süredir yaşayan; Koç’u Koç yapan değerlerin kendiliğinden oluşmadığını vurguladı.

“İçinden geçtiğimiz dönem ne kadar karmaşık ve belirsiz olursa olsun, değerlerimiz bize yol göstermeye devam edecek” diyerek son olarak şu mesajları verdi:

“İlerici, adil ve refah dolu bir dünya yaratılmasında taşıdığımız sorumluluğun ağırlığını daha fazla hissediyoruz. Bu anlayışla, gelecek kuşaklara daha müreffeh ve medeni bir Türkiye bırakmak için var gücümüzle çalışacağız. Topluluğumuzu gelecek kuşaklara taşımak için de aynı kararlılık, inanç ve sorumlulukla hareket edeceğiz. Geleceğe hep birlikte öncülük edeceğiz.”

ÖMER M. KOÇ’TAN GLOBAL EKONOMİK GÖRÜNÜM

Ömer M. Koç konuşmasında IMF’nin bir çalışmasından bahsederek, 2008 krizinin onuncu yılında dünyanın içinde bulunduğu durumu şöyle özetledi:

• “IMF’nin çalışması; ortalama bir Amerikalının yaşam boyu elde edeceği gelirin; kriz nedeniyle 70 bin dolar azaldığına işaret ediyor. Öte yandan, kriz sonrasında alınan önlemler nedeniyle; gelişmiş ülkelerde kamu borcunun milli gelire oranı 2007’de yüzde 71 iken bu oran 2017’de yüzde 103’e çıktı.

• Avrupa Birliği ülkelerinde 2018’de yapılan Eurobarometer araştırmasına göre; Hollandalıların yüzde 93’ü, Almanların yüzde 90’ı ülkelerinde ekonomik durumun iyi olduğunu söylerken; İtalyanların ancak yüzde 18’i, İspanyolların yüzde 16’sı ve Yunanlıların sadece yüzde 2’si aynı cevabı verebiliyor.

• Yaşlanan nüfus; krizin vurduğu ülkelerde azalan doğurganlık oranı ve göç sorunları krizin onuncu yılında demografik sorunların eskisine göre daha da büyüdüğüne işaret ediyor.”

Ozbekistan Raporu

Kullanıcı girişi

RESİM GALERİSİ

Arama


REKLAM ALANI
Burasını sizin
reklamlarınız
için ayırdık

 

Sayfa tasarımı ve düzenleme Crystal Studio