ERDOĞAN, YERLİ OTOMOBİLİ YAPACAK “BABAYİĞİTLER”İ AÇIKLADI

Yerli otomobili üretecek 5’li konsorsiyum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından...

VERGİ REKORLARINDA GELENEK BOZULMADI

VERGİ REKORLARINDA GELENEK BOZULMADI

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), 2016 yılı vergilendirme dönemine ilişkin...

Yeni torba TBMM’de FİNANS KURUMLARININ VERGİSİ YÜZDE 22’YE ÇIKIYOR

Maliye Bakanı Ağbal:  “2017’de asgari ücret hiçbir şekilde bin 404 liranın altına...

KAZAKİSTAN’LA 590 MİLYON DOLARLIK İMZA

- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kazakistan temasları kapsamında iki ülkearasında...

FORD OTOSAN’DAN KAPASİTE ARTIRMA KARARI

FORD OTOSAN’DAN KAPASİTE ARTIRMA KARARI

Ford Otosan, artan ticari araç talebini karşılamak için Gölcük Fabrikası’na 52 milyon dolar...

  • ERDOĞAN, YERLİ OTOMOBİLİ YAPACAK “BABAYİĞİTLER”İ AÇIKLADI

    Salı, 05 Aralık 2017 08:39
  • VERGİ REKORLARINDA GELENEK BOZULMADI

    VERGİ REKORLARINDA GELENEK BOZULMADI

    Çarşamba, 15 Kasım 2017 09:21
  • Yeni torba TBMM’de FİNANS KURUMLARININ VERGİSİ YÜZDE 22’YE ÇIKIYOR

    Çarşamba, 08 Kasım 2017 12:17
  • KAZAKİSTAN’LA 590 MİLYON DOLARLIK İMZA

    Çarşamba, 08 Kasım 2017 12:03
  • FORD OTOSAN’DAN KAPASİTE ARTIRMA KARARI

    FORD OTOSAN’DAN KAPASİTE ARTIRMA KARARI

    Çarşamba, 08 Kasım 2017 11:35

Bölgesel kalkınma, milli-yerli sanayi ve küresel rekabette Ar-Ge ve inovasyonun önemi artık tüm dünyada tartışmasız kabul edilen bir gerçek. Öte yandan Türkiye’nin, küresel rekabetçilik için hayati önem taşıyan Sanayi 4.0’a uyum için kamu, özel tüm kesimleriyle seferber olması gerekiyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bu gerçeklerden hareketle; teknoloji yönetiminde yapısal bir dönüşüme giderek, yeni bir anlayış ve yeni bir stratejiyle, ülkemizin teknoloji üretme kapasitesinin artırılması ve cari açığı azaltmak için mevcut sistemin yeniden yapılandırılması çalışmalarını başlattı. Öngörülen yeni yapıda bilim, teknoloji ve sanayi politikası arasında bir bağ kurularak, “sanayiye teknoloji enjekte etmek”, bilimden teknolojiye, teknolojiden sanayiye girdi sağlamak ve teknoloji açığını kapatmak suretiyle cari açığı da küçültmek hedefleniyor.

Ülke genelinde araştırma ve geliştirmeye verilen önem sonucunda; 2004-2015 arasında Ar-Ge harcamaları yaklaşık üç katına çıktı ve Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı kritik eşik olan yüzde 1’i aşmış bulunuyor. Ülkedeki Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin sayısı 66’ya ulaşırken; imalat sanayiinde yüksek teknolojili ürün ihracatının halen yüzde 4’ler dolayındaki payının yüzde 8’e çıkarılması hedefleniyor.

Bakanlık şimdi, Ar-Ge ve altyapı desteklerinin kurumlar arası eşgüdüm içerisinde geliştirilmesi  doğrultusunda Türkiye Biyoteteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018), Türkiye Yazılım Sektörü Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2019) ile Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı’nı (2017-2018) da hazırladı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Bakanlığın ana çalışma konularından biri olan ve ülke sanayinin can damarını oluşturan Ar-Ge ve inovasyon alanındaki gelişmeler hakkında Yatırım Finansman ve Dış Ticaret Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Özlü’nün verdiği bilgilere göre; yeni vizyonla Geleceğin Teknolojileri ve Endüstrileri Projesi kapsamında odaklanılacak sektörler ve öncelikli teknoloji alanları belirlenecek. Bu doğrultuda sanayi stratejimiz gözden geçirilerek dijital dönüşüm odaklı olacak şekilde ele alınacak.

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ 66’YA ULAŞTI

 

Bakan Özlü’nün, Bakanlığın Ar-Ge ve inovasyon alanında yürüttüğü kapsamlı çalışmalara ilişkin sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

-Bakanlığınızın üzerinde yoğunlukla durduğu Ar-Ge ve inovasyon konusunda bugün için nasıl bir altyapı oluşturuldu, bu altyapıda Teknoloji Geliştirme Bölge uygulamalarında gelinen nokta ve yapılan aşamaları özetler misiniz? TGB’lerin üretim, istihdam ve elde edilen cirolar hakkında bilgi verir misiniz?

2001 yılından itibaren uygulamaya konulan, sanayicimizi, araştırmacı ve üniversitelerimiz ile buluşturarak teknolojik üretime yönelik yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirmelerini sağlayacak bu Kanun kapsamında; Ağustos 2017 itibariyle; toplam 66 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmuştur. Ankara’da 8 adet, İstanbul’da 7 adet, Kocaeli’de 4 adet, İzmir’de 4, Konya’da 2 adet ve Antalya, Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Mersin, Isparta, Gaziantep, Eskişehir, Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu, Kütahya, Samsun, Malatya, Şanlıurrfa, Düzce, Çanakkale, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Van, Çorum, Manisa, Niğde, Burdur, Yozgat, Kırıkkale, Balıkesir, Hatay, Karaman, Muğla, Afyon-Uşak, Aydın, Batman ve Osmaniye’de 1’er adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi bulunuyor.

46 ilde kurulan bu 66 Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nden 55’i faaliyetine devam etmekte, 11’i ise altyapı çalışmalarının devam etmesi sebebiyle henüz faaliyete geçmemişlerdir.

Buna göre, faaliyette olan TGB’lerden Ankara’da 6 adet, İstanbul’da 6 adet, Kocaeli’de 4 adet, İzmir’de 4 adet Konya’da 2 adet, Antalya, Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Mersin, Isparta, Gaziantep, Eskişehir, Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu, Kütahya, Samsun, Malatya, Şanlıurfa, Düzce, Çanakkale, Kahramanmaraş, Tekirdağ, Çorum, Van, Kırıkkale, Yozgat, Afyon, Niğde ve Manisa’da 1’er adet mevcuttur. Tablo 3’ten görüldüğü gibi Ankara’da 2 adet, İstanbul, Kocaeli, Burdur, Balıkesir, Hatay, Karaman, Aydın, Muğla, Batman ve Osmaniye’de 1’er adet TGB henüz faaliyete geçmemiştir..

 

Faaliyette Geçen Teknoloji Geliştirme Bölgesi Sayısı

55 adet

Firma Sayısı

4.369 adet

 Yabancı Firma Sayısı

76 adet

 Yabancı Ortaklı Firma Sayısı

370 adet

 Akademisyen Ortaklı Firma Sayısı

1.508 adet

İstihdam Edilen Personel Sayısı

 Ar-Ge personeli

 Destek Personeli

 Kapsam Dışı Personel

43.848 kişi

35.946 kişi

 2.572 kişi

5.345 kişi

Biten Proje Sayısı

25.127 adet

Üzerinde Çalışılan Proje Sayısı

7.518 adet

Satış Miktarı

47.905.939.922,17 TL

İhracat Miktarı

2,8 Milyar Dolar

-Ülkemizdeki Ar-Ge merkezleri sayısının illere g

öre dağılımı ne düzeydedir?

Toplam işletme sayısına ilişkin kesin bilgi olmamakla birlikte faaliyetteki işletmeler sayısı 632’ye ulaşmıştır. Bunların istihdam sayısı 39 bin 61, yürütülen proje sayısı 7 bin 876, başvurusu yapılan ve tescilli toplam patent sayısı 5

 bin 129, yabancı ortak sayısı 97’dir.

-Halen düşük ve orta düşük teknolojilerin hakim olduğu ülkemizde, rekabet gücünün artırılması için Ar-Ge’ye yapılan desteklerin mevcut durumu ve bu konuda ileriye dönük yeni destek programları uygulanacak mı? Eğer uygulanacaksa bunlar neler olacaktır?

Bakanlığımızca, teknoloji yönetiminde yapısal bir dönüşüm öngörülerek, yeni bir anlayışla ve yeni bir stratejiyle, ülkemizin teknoloji üretme kapasitesinin artırılması ve cari açığı azaltmak için mevcut sistemin yeniden yapılandırılması çalışmaları başlatılmıştır. Öngörülen yeni yapıda bilim, teknoloji ve sanayi politikası arasında bir bağ kurularak, sanayimize teknoloji enjekte etmek, bilimden teknolojiy

e, teknolojiden sanayiye girdi sağlamak ve teknoloji açığımızı kapatmak suretiyle cari açığımızı da kapatmak hedeflenmektedir.

Bu çerçevede oluşturulan Geleceğin Teknolojileri ve 

Endüstrileri Projesi kapsamında odaklanılacak sektörler ve öncelikli teknoloji alanları belirlenecektir. Bu doğrultuda sanayi stratejimiz gözden geçirilerek dijital dönüşüm odaklı olacak şekilde ele alınacaktır.

Geleceğin Teknolojileri ve Endüstrileri Projesi ile imalat sanayinin sektörel bazlı analiz edilmesi, saha çalışmaları ile yapılan analizlerin doğrulanması, sektörel ve tematik bazda stratejik önceliklerin tespit edilmesi, öncelikli sektörler için sanayi stratejilerinin hazırlanması ve sanayi stratejileri doğrultusunda teknoloji hedeflerinin tespit edilmesi çalışmaları yürütülecektir.

Bununla birlikte ülkemizdeki Ar-Ge ve yenilik ekosisteminde yer alan ve Bakanlığımız, bağlı ve ilgili kuruluşlarımız tarafından yürütülmekte olan tüm destek programları birbirini tamamlar nitelikte olacak şekilde ve belirlenecek öncelikler doğrultusunda yeniden ele alınacaktır.

-Şu ana kadar uygulamalar sonucu Türk sanayinde yüksek t

eknolojili ve katma değerli sektörlerin payını artırmada ulaşılan-gelinen nokta ne oldu?

Ülkemiz genelinde araştırma ve geliştirmeye verilen önem neticesinde; 2004-2015 yılları içerisinde Ar-Ge harcamaları yaklaşık üç katına çıkmış ve Ar-Ge harcamalarının GSYİH içerisindeki oranı kritik eşik olan yüzde 1’i aşmıştır. 2004 yılında Ar-Ge harcaması içerisinde yüzde 24’lük bir paya sahip olan özel sektörün payı ise iki kat artarak 2015 yılında yüzde 50’ye çıkmıştır. Diğer taraftan yüksek teknolojili sektörlerdeki ihracatımızın toplam ihracatımıza oranının ise yaklaşık yüzde 2 civarında olduğu ve bu oranın orta-düşük gelir grubundaki ülkelerdeki orandan daha düşük olduğu da görülmektedir. İmalat sanayimizdeki yüksek teknolojili ürün ihracatı yüzde 4’ler mertebesinde olup bu oranın yüzde 8’e çıkartılması doğrultusunda çalışmalar yürütülmektedir.

-İlerleyen-gelişen teknoloji alanlarında (Biyoteknoloji-nanoteknoloji-yazılım vb.) sitematik ve vizyoner modeller konusunda ülkemizin durumunu özetlerken Bakanlığınızın yeni projelerinden bahseder misiniz?

BTYK’nın 2000 yılındaki toplantısında 2003-2023 yılları için Türkiye’nin Bilim ve Teknoloji Strateji Belgeleri hazırlanması kararı alınmıştır. Müteakiben, Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi (2011-2016) kapsamında 2015 yılı için oluşturulan Eylem Planı’nda “Tabandan Yukarı Yaklaşımlar” ve “Yeni gelişmekte olan teknolojilere temel oluşturacak araştırmaların desteklenmesi” amaçları altında “Öncül araştırmalara yönelik Ar-Ge ve altyapı desteklerinin kurumlar arası eşgüdüm içerisinde geliştirilmesi” stratejisi belirlenmiştir.

Bu doğrultuda, Türkiye Biyoteteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018), Türkiye Yazılım Sektörü Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2019) ile Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2018) hazırlanmıştır.

BİYOTEKNOLOJİ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (2015-20

18)

18/06/2015 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu tarafından kabul edilmiş olan Türkiye Biyoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018), 27 Haziran 2015 tarihli ve 29399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 6 adet hedef altında 25 adet eylemden oluşmaktadır.

Biyoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı için “Biyoteknoloji alanında teknolojik bilgi düzeyini ve katma değerli üretimi arttırarak dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almak” vizyon olarak belirlenmiş, “Biyoteknoloji alanında Ar-Ge ve yenilik ekosistemi kapasitesini geliştirerek ülkemizi teknoloji geliştirebilen, yenilikçi, katma değeri yüksek ve küresel rekabete uygun ürünler üretebilen çekim merkezi haline getirmek” ise genel amaç olmuştur.

Biyoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018) ile ilgili son olarak, 5 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirilen IV. Yönlendirme Kurulu toplantısında 7 adet eylemin başarıyla tamamlandığı belirlenmiştir.

YAZILIM SEKTÖRÜ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (2017

-2019)

Yüksek Planlama Kurulu’nun 19/12/2016 tarihli ve 2016/46 sayılı kararı ile onaylanan, 05/01/2017 tarihli ve 29939 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Yazılım Sektörü Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2019)

”; 4 adet hedef altında 28 adet eylemden oluşmaktadır.

“Yazılım alanında teknik ve hukuki altyapısı ile beşeri kaynağının nitelik ve niceliğini sürekli olarak geliştiren, uluslararası pazarlarda rekabet gücü ve pazar payını artıran bir ülke olmak” vizyonu kapsamında Türkiye Yazılım Sektörü Stratejisi ve Eylem Planı’nın genel amacı “Yazılım pazarını büyütmek, ihracatı ve sektörün istihdamını artırmak amacıyla, yazılım ve bilgi teknolojileri alanlarında uluslararası standartlarda ürünler ve hizmetler üreten; sektörde söz sahibi ülke konuma gelmek” olarak belirlenmiştir.

Yazılım Stratejisi ve Eylem Planı (2015-2018) ile ilgili son olarak, 12 Temmuz 2017 tarihinde gerçekleştirilen I. Yönlendirme Kurulu toplantısında 5 adet eylemin başarıyla tamamlandığı belirlenmiştir.

NANOTEKNOLOJİ STRATEJİSİ VE EYLEM PLANI (2017-20

18)

Yüksek Planlama Kurulu’nun 17/07/2017 tarihli ve 2017/23 sayılı kararı ile onaylanan, 19/09/2017 tarihli ve 31385 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı (2017-2018)”; 4 adet hedef altında 15 adet eylemden oluşmaktadır.

“Nanoteknoloji alanında altyapısını ve insan kaynağını güçlendirerek küresel ihtiyaçları karşılayabilen bir ülke olmak” vizyonu kapsamında Türkiye Nanoteknoloji Stratejisi ve Eylem Planı’nın genel amacı “Nanoteknoloji alanını sürekli geliştiren, yen ürünlerden en etkin şekilde yararlanarak katma değer yaratan ve ihracat payını artıran bir ülke konumuna yükselmek” olarak belirlenmiştir.

Halihazırda söz konusu strateji belgesinin izleme ve 

değerlendirme sürecine yönelik planlamalar yapılmaktadır.

-Konu hakkında ilave etmek istediğiniz diğer hususlar?

Bakanlığımız, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü bünyesinde y

er alan Bilim, Teknoloji ve Sanayi Eğitimi Dairesi Başkanlığı’nın kurulma nedeni ve faaliyetleri

Ülkemizde ve dünyada işgücü piyasasını etkinleştirmeye yönelik alınması planlanan tedbirlerden en önemlisi işsizler ile açık işlerin etkin bir biçimde eşleştirilmesi olarak görülmektedir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sanayinin ve sanayicinin çağın gereklerine göre evrilmesini ve rekabet gücünü yükseltmesini sağlamak ve bunun önünde engel teşkil etme potansiyeli olan alanlarda önlem alınmasını sağlamak bizim en önemli önceliklerimizdendir. Sanayici, etkin bir eşleşmenin önündeki en büyük engellerden biri olarak, mesleki eğitim almış gençlerin, kendilerinden beklenen performansı gösterememelerini, bunun nedeni olarak da bu gençlerin günümüzde kendilerinden beklenen nitelikleri taşımamalarını görmektedir.

Konuya çalışan kesim açısından bakıldığında da günümüzde iş dünyasında yaşanan hızlı değişim, bireylerin bir yandan mesleki becerilere, diğer yandan da temel becerilere sahip olmalarını ve bu iki alandaki becerilerini birlikte etkin olarak kullanmalarını gerekli kılmaktadır. Bu beceriler, bireylerin daha uzun süreyle çalışma hayatında kalmalarına, iş yaşamında verimliliklerinin artmasına ve değişen iş ve yaşam koşullarına daha hızlı uyum sağlamalarına imkân vermektedir. Bu çerçevede bireylerin, mesleki becerilerin yanında iş yaşamının gerektirdiği temel becerilere sahip olması, eğitim sistemi ile çalışma hayatı arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi ülkemiz insan kaynağının geliştirilmesi açısından önem arz etmektedir.

Bununla ilgili önemli bir diğer husus da, çalışanlardan beklenen teknik becerilerin kapsamının hızla değiştiği, buna karşılık temel becerilerin çeşitlendiği bir dönemin içinde bulunmamızdır. Bunun nedeni, bilim ve teknolojide ivmesi giderek artan bir ilerlemeyle sanayide rekabet koşullarının hızla değişmekte olduğu dördüncü sanayi devrimini yaşamakta olmamızdır. Gerek Bakanlığımızın Sanayi Genel Müdürlüğü, Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK, KOSGEB gibi çeşitli birimleri ve bağlı-ilgili kuruluşları, gerekse Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Yüksek Öğrenim Kurumu gibi kamu kurumları nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi hususunu çeşitli yönleriyle ele almaktadır. Artık eğitim, bilim-teknoloji ve sanayi birbirinden ayrılamaz bir üçlü olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışanların nitelikleriyle ilgili beklentilerin ve hazmedilmesi gereken t

eknolojilerin hızla değiştiği bir çağda, bu değişiklikleri sürekli izleyen, bu beklentilerin karşılanması noktasında ÇSGB, İŞKUR, MEB, MYK, YÖK gibi paydaşları bilgilendiren ve tedbir alınmasında koordinasyon sağlayıcı, katalizör (hızlandırıcı) rolü üstlenen bir yapı kurmak durumundayız. İşte Bilim, Teknoloji ve Sanayi Eğitimi Dairesi’nin kurulma nedenlerinden biri de budur.

SANAYİ 4.0

Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte yapay zekâ ve makine öğrenimi, robotik, nanoteknoloji, 3D baskı, genetik ve biyoteknoloji gibi daha önce ayrışmış olan teknoloji alanlarındaki gelişmeler artık hep birlikte gelişmekte ve birbirlerini güçlendirmektedir. Akıllı sistemler (evler, fabrikalar, çiftlikler, şehirler) tedarik zinciri yönetiminden iklim değişikliğine kadar değişen sorunlarla baş etmeye yardımcı olacaktır. Mühendisler, tasarımcılar ve mimarlar; mikro-organizmalarla bedenimiz, tükettiğimiz ürünler ve içinde yaşadığımız binalar arasında simbiyotik ilişki kurmak amacıyla bilgisayarlı tasarım, eklemeli imalat (3B yazıcı), malzeme mühendisliği ve sentetik biyolojiyi birlikte kullanmaktadırlar. Yapay zekâ, otonom arabalar ve “drone”lardan sanal asistanlara ve tercüme veya yatırım yapan yazılımlara kadar şimdiden birçok alanda kullanılmaktadır. Bilgi işlem gücündeki ve çok miktarda verinin uygun hale gelmesindeki üstel artışa bağlı olarak, son yıllarda yeni ilaçların keşfinde kullanılan yazılımlardan kültürel ilgi alanlarımızın tahmin edilmesinde kulla

nılan algoritmalara kadar yapay zekâda etkileyici gelişmeler elde edilmiştir. Ekonomi, sosyoloji, psikoloji gibi beşeri bilimler ile fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi temel bilimler arasındaki ayrım da kaybolmaktadır.

Var olan bazı ekonomik varlıkları işlevsiz hale getirmekte ve yerine yenilerini ikame etmekte olan yıkıcı teknolojiler de dördüncü sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkmışlardır.

Bunlar arasında; 1. Gelişmiş Robotlar ve Yapay Zekâ 2. Yeni Nesil Genom Bilimi ve Sentetik Biyoloji, 3. Enerji Depolama Aygıtları, 4. Otonom (Sürücüsüz) Araçlar, 5. Eklemeli İmalat / 3D Baskı, 6. Petrol / Doğalgaz Keşif ve Yeniden Kazanım Yöntemleri, 7. Gelişmiş Malzeme Teknolojileri (Nanomalzemeler), 8. Yenilenebilir Enerji, 9. Mobil İnternet, 10. Bilgi İşlem Otomasyonu, 11. Nesnelerin İnterneti, 12. Bulut Teknolojisi, Büyük Veri ve Analitiği 13. Kripto mutabakat (Blockchain) 14. Nöroteknolojiler 15. Mikro ve Nano Uydular ön plana çıkmaktadır.

Daha önce belirttiğimiz gibi bu teknolojiler birlikte kullanılarak çeşitli teknik, sosyal ve yönetsel sorunların çözümüne katkıda bulunmaktadır. Bu nedenle çalışanlarda aranan teknik ve temel niteliklerden bazıları, multi disipliner olmaları, soyut ile malzeme arasında bağ kurabilmeleri, farklı disiplinlerde çalışanlarla ortak projelerde birbirlerini anlayabilmeleri, birlikte çözüm üretebilmeleridir. Eğitim sistemlerinin öğrencilere bu nitelikleri kazandırabilmeleri için, sistemli düşünme, eleştirel düşünme, analitik düşünme yanı sıra yaratıcılık yeteneklerini de geliştirecek yöntemler bulması gerekmektedir. Önceden beklenmeyen durumlarla başa çıkabilme, karmaşıklığa kendinden emin ve sakin yaklaşabilme, belirsizlik ortamlarında, geçiş, değişim ve dönüşüm zaman ve koşullarında durmadan, düşse de hemen kalkarak ilerleyebilme becerisi, kendi kendine öğrenebilmek, veri yığınlarından işine yarayanları seçip bunlardan anlamlı bir bütünsellik (kompozisyon) çıkarabilme gibi nitelikler, geleceğin çalışanlarından beklenen diğer temel nitelikler arasında sayı

labilir. Günümüzde, bilimsel eğitim de oldukça önemlidir. Hangi meslekte çalışılırsa çalışılsın, STEAM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Sanat ve Metamatik) yeteneklerinin en azından temel düzeyde sağlam olması gerekmektedir. Eğitim yöntemleri de bütün bu yetkinlikleri bir arada sağlayacak şekilde geliştirilmektedir.

Gelecekte dijitalleşmeye (başka bir ifade ile bilgisayarlaşmaya) bağlı olarak mesleklerin bir çoğu ortadan kalkabilecek, işe başladığı mesleği sürdürürken, emeklilik yaşına kadar aynı meslekle devam edemeyebilecektir. Bununla ilgili olarak da yaşam boyu öğrenme sistemlerinin devreye girmesi gerekebilecektir.

Bütün bu değişimle eğitim camiasının hiçbir destek almadan tek başına başa çıkabilmesi gün geçtikçe daha da zorlaşacaktır. Yeni mesleklerin ortaya çıkması veya önümüzdeki yıllarda azalacak meslekler hakkında eğitim camiasına geri bildirimde bulunulması gerekmektedir. Bu geri bildirimi sağlayacak olanlar sanayicilerdir ve bu istekleri derleyip toplayarak eğitim ekosistemine bildirecek olan da Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğümüzün Bilim Teknoloji ve Eğitim Dairesi olacaktır. İşverenlerin ayrıca yeni müfredat programlarının hazırlanmasında eğitimcilere değişen çalışma ortamları ve mezunların niteliklerinin hangi hususlarda eksik kaldığı hakkında bilgi vermesi, eğitime maddi ya da idari katkı sağlanması gibi katkılarının da olması, eğitimcilerin eğitim işine daha fazla odaklanmalarına fırsat sağlayacaktır. Eğitimciler ne yapacakları konusunda daha hızlı kararlar alabilecekler, buna karşılık bu nitelikleri nasıl kazandıracakları hususunda daha uzun süre çalışma imkanı bulabileceklerdir.

MEB’İN VERDİĞİ DESTEK

Bu katkılardan bir tanesi de, MEB’nın verdiği desteklerle sanayicilerin OSB’lerde özel meslek liseleri açılmasında katalizör görevi üstlenmesidir. Bakanlığımız sanayicilere bu destek hakkında bilgi vermekte, okul kurmaları iç

in OSB yönetimlerini yüreklendirmektedir. Böylece öğrenciler OSB’lerdeki işletmelerde öğrenimleri boyunca iş başında uzun süreli staj yapabilecekler ve teorik bilginin yanında sanayicilerin kendilerinden beklediği pratik tecrübeye de sahip olabileceklerdir. Bu özel okullar atölye ve laboratuvar imkanları ile de donatılmakta ve öğrenciler derslerin bir bölümünü bu ortamlarda projeler hazırlayarak tamamlamaktadırlar. Öğrencilere bu eğitimin maliyeti olmamakta ya da minimum düzeyde olmakta, okul yö

netimi de masrafların büyük bir bölümünü de MEB’den karşılama şansına sahip olmaktadırlar. Bu okullardan mezun olan öğrenciler, OSB içerisinde veya başka sanayi kuruluşlarında sanayicinin aradığı nitelikli ara kademe personel olarak iş bulabileceklerdir. Bakanlığımız, MEB’in sağladığı bu işletme maliyetleri desteğine ilave olarak okulun yapım (kuruluş) maliyetlerine de katkı sağlayacak teşvik mekanizmalarına ilişkin ikincil mevzuat hazırlama çalışmalarını Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütmektedir. Yapım maliyetlerinin de azalmasıyla, teknik kolej kurulumu hızlandırılabilecektir.

Eğitim dairemiz, OSB’lerde özel meslek liselerine (teknik kolejlere) ilave olarak Meslek Yüksek Okullarının özendirilmesi konusuna da çalışmaktadır.

Bakanlığımızın önerisiyle, “Bilişim Teknolojileri” alanı da

 OSB’lerde özel meslek liseleri kapsamında MEB’nın desteklediği alanlar arasına eklenmiştir. Mevcut durumda “Bilişim Teknolojileri” alanında “Ağ İşletmenliği”, “Web Programcılığı”, “Veri Tabanı Programcılığı”, “Bilgisayar Teknik Servisi” dalları bulunmaktadır. Bazı sanayicilerimizden, bu dallara ilave başka dalların eklenmesi önerisi gelmiştir. Bu konuda, hem mevcut dalların yeni dersler veya konularla geliştirilmesi, hem de yeni dalların eklenmesi alternatiflerinin değerlendirilmesi amacıyla sanayicilerimizle MEB’in katılımında bir çalıştay düzenlenecektir. Eğitim Dairemiz de hem bu çalıştaya katılacak, hem de ilgili sanayicilerimizin davet edilmesini sağlayacaktır. Talepler arasında eğer ortaöğretim seviyesine uygun görülmeyen alanlar da varsa, yüksekokul veya lisans düzeyinde ele alınması için ileriki aşamalarda YÖK’ün yönlendiriciliği

nde üniversitelerle görüşmelere başlanabilecektir.

NİTELİKLİ İSTİHDAM-YAŞAM BOYU ÖĞRENİM

Sanayide nitelikli istihdamın geliştirilmesi kapsamında ele aldığımız bir diğer konu da yaşam boyu öğretimdir. Bu amaçla, sanayicilerden üniversitelerin Sürekli Eğitim Merkezleri kapsamında açılmasını istedikleri kurs konularına ilişkin talepleri toplanmış olup firmalardan toplu katılımlar gerçekleştirilmesini sağlamak suretiyle eğitim programlarına alınması için çalışmalar yürütülmektedir.

Bunun dışında, destek verdiğimiz Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerimizin nitelikli istihdam ihtiyaçlarının karşılanması için açılacak doktora programları üzerine de çalışmalar yapılacaktır. Bu kapsamda, Ar-Ge merkezinde çalışmakta olan personelin bir üst eğitime devam etmeleri için talep edilen alanlarda akşam doktora programları açılması sağlanacaktır. Doktora tez konularının da Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde belirlenmesi sağlanacaktır.

Mesleki eğitimin niteliğinin artırılmasına yönelik bir diğer faaliyetimiz de daha fazla uygulamalı eğitimi içeren ikili eğitim programlarının tasarlanmasına yönelik çalışmalardır. İsteyen üniversitenin Mühendislik alanlarında bir yarı yılı belli bir işletmede iş öğretimi şeklinde tasarlamalarına imkan veren yasal düzenlemeler getirilmiştir. 

 

Ozbekistan Raporu

Kullanıcı girişi

RESİM GALERİSİ

Arama


REKLAM ALANI
Burasını sizin
reklamlarınız
için ayırdık

 

Sayfa tasarımı ve düzenleme Crystal Studio